yavuz dizdar

hasta etmeyin adamı
ilaçsız yaşam

batı spesifik oldukça doğu bütüncül bir yere kadar iyi bir yere kadar kötüymüş galiba insan da böyle çok özelleştikçe bütüselliğimiz gidiyor

mikroplar karıncalar arılar insanlar organlar şehirler devletler hepsi aynı hepsi işleyiş aynı

 

acaba insanın eğitimi ne zaman yavaşlar
20 yaşına kadar sıkı bir eğitim ardından iş güç derken salakça bir hayatın içine giriyoruz rehbersiz ışıksız kalıyoruz gelişemiyoruz.. bence 12 yaşındaki ben le 20 yaşında ben arasında pek bi fark yok bilgim arttı ama isteğim merakım öğrenme arzum değişmedi.. peki ya 20 yaşına kadar öğrenciyken sonrasında eğitimini nasıl tamamlarsın
amacım kendini gleiştirmek ama örnek kimsen yok nasıl bi bok biliyor musun nasıl bi çaresişzlik biliyor musun_

 

cevap verme sakın..
seviyorum seni de senin kadar kararsız kendini bilmez aşşağılık hatta bazen çıkarcı birini görmedim.. orospusun resmen ama güzel bi yanında var her yerin her şeyin hala ufacık yerlere giderken koştuğunu bilmek beni üzüyor bir de ben bu kadar büyükken senin çocuklığunu seviyorum yanındayken küçükken kanepe minderlerinden yaptığım evi hatırlıyorum o sıcaklık yüzüme vuruyordu kış günü sobanın olduğu oda gibiydin piç niye gittin

 içimdeki bütün köpekler kuyruklarını yakaladı..
kuyruğunu yakalamaya çalışan köpekler gibi çıkmazda sonsuzda kısır döngüdeyim..
yakaladığım gün bırakacağımıda biliyorum ama yakalamak da istiyorum..
tam istediğim gibi bi kuyruk neden yakalayamıyorum kuyruğumu

nefesimi sıktım sinek ilacı gibi dderinlerde bıraktığın sineklerin üzerderiernfg derin nefesimi verirken içimdeki yaraları gördüm… pansumanını yaptım sanki kalbim yavaşladı nefesim düzeldi başım dönmeyi bıraktı ama hala korkuyorum kalbim hızlanacak nefesim sıklaşacak diye… senden çok korkuyorum be orospunun kızı… hşöç şçşmden çıkmazsın diye korkuyorum siktir git … gözlerine baktıkça dalıyorum da dalıyorum sonra sööylediklerin aklıma geliyor sonra gözlerin sonra söyediklerin gözlerin söylediklerin gözlerin ne zamana kadar böyle olacak orospunun kızı ha ?
ee şimdi evine gittin rahat yatağında yatarken aklına geliyor muyum benim kadar ..
inmyle hissediyorum ama höyle g

intihar*, umut*, vede sonuncusu ve camus beyinde ustunde durduğu isyan*yabancı ve düşüş tabii ki en önemli eseridir ama vebayı(la peste) da muhakkak anmak gerekir, veba faşizmin dünya üzerine yayılışını sembolik bir dille anlatan ve sağduyu ile kötü niyetin savaşını çok güzel betimleyen bir eserdir.atesten ve yiyecekten yoksun bir insan icin ozgurluk, hic de acelesi olmayan bir lukstur”. bir tespit bu kadar kisa ama net ifade edilebilir mi?
camus,1945 yılında yayımladığı bir denemede,”üstünde durduğumuz sıkıntı bütün bir çağın sıkıntısıdır.biz,kendi tarihimiz içinde düşünmek ve yaşamak istiyoruz.biz inanıyoruz ki,bu hayatın gerçeğine ancak herkesin kendi dramını sonuna kadar yaşamasıyla erişelebilir” diyerek hepimize acı bir reçete çıkarmıştır.

(bkz: mutlu olum)
(bkz: tersi ve yuzu)
(bkz: dusus)
(bkz: yabanci)
(bkz: veba)
(bkz: baskaldiran insan)
(bkz: ilk adam)
(bkz: surgun ve krallik)
(bkz: dugun ve bir alman dosta mektuplar)
(bkz: yaz)
(bkz: yolculuk gunlukleri)

ayrica;
(bkz: albert camus ve idam)
her eseri kendinden bir parçadır aslında. insanlara nasıl olmaları gerektiğini değil ne yapılabileceğini anlatır. yarattığı en büyük kahraman ise gene kendisidir. 
(bkz: meursault)
(bkz: mersault)
(bkz: defterler)

“bugun karim oldu* fakat neyseki masamin ustu beni oyalayacak bir suru evrakla dolu” sozunu unutamadigim yazar.
(bkz: devils advocate)

 bir insanın tek başına mutlu olması utanılacak bir şeydir. – albert camus
adalet olmadan düzen olmaz. – albert camus

“onumden yurume, takip etmeyebilirim. arkamdan yurume, liderlik etmeyebilirim. yanimdan yuru ve arkada$im ol.”

paylaşvarolusculuk felsefe si ile yazdigi eserleri ile unludur. yabanci adli eseri ile dunyaca taninmistir. veba, dusus, sisyfos soylevi,surgun ve kraillik diger unlu eserleridir.
“annesi öldü diye üzülememek kadar boş olduğunda hayat sadece gözüne güneş girdiği için adam öldürmeye bile varıyor işin ucu” diyen düşünür.düşüşvebayabancı ve ölümünden sonra yayınlanan mutlu ölüm gibi eserleriyle çok can yakmıştır.felsefenin açıklık getirmesi gereken tek bir konu vardır o da intihardır.intihar ,hayatın yasamaya değip değmedigi …bu ruhsal yıkıntı çağında hangi değerlerle var olmakta devam edebiliriz” diye tekrar tekrar sormaktadır.bütün hayalleri yere indiren camus,bütün gerçeklerden kuşkulanan,insanlık adına,yaşama şartları içinde büyüyen sevgide bu değeri görmektedir.
onun yazılarında baş kaldırma,umudu,insana ve geleceğine güveni mümkün kılmaktadır.yaşama umutsuzluğu yoksa yaşama aşkı da yoktur”hatırlamak icin yavaslar, unutmak icin hızlanırız”büyük tarihsel bunalımların ertesinde, insan kendini ipin ucunu kaçırdığı bir gecenin sabahında olduğu gibi hoşnutsuz ve hasta hissediyor. ama tarihsel akşamdan kalmalar için aspirin yok. umutsuzluk da yalnızlık gibi bazen ihtiyaç duyulan bir dürtüdür.insan hayattan yalnızca güzelliklerle zevk alamaz.albert camus yazılarında genelde umutsuzluğu anlatsa da hayata karşı nasıl savaşılır,zorluğun içindeki mantısal çözüm yolu nasıl bulunur,sorularının cevaplarını bulmak için bizi kendi düşüncesinin patikalarinda dolaştırır.

(bkz: denemeler ve bir alman dosta mektuplar)
” bir an gelir ki insan, iç dünya ile dış dünya, düşünme ile iş yapma arasında, ikisinden birini seçmek zorunda kalır. buna adam olmak! derler. bu seçimin verdiği acılar korkunçtur. ama, onurlu bir yürek için, ikisinin ortası yoktur. ya tanrı var, ya zaman. ya şu haçı alacaksın, ya şu kılıcı. ya dünyamızın, bütün kendi gürültülerini aşan bir anlamı var ya da bu gürültü patırtıdan başka hiçbir gerçek/@darksting yok. ya zamanla birlikte ölürsün, ya da daha yüce bir yaşam uğruna zamanın dışına çıkarsın.biliyorum, insan gevşek davranabilir. hem zamanını yaşar hem de zamansız’a inanır. buna boyun eğmek denir. bu sözdense iğrenirim…
bana ya hep ya hiç gerek. iş dünyasını, dış dünyayı seçince, iç dünya benim için bilinmeyen bir ülke oluyor sanmayın.ama, o bana herşeyi veremez, sonsuzdan yoksun kalınca da , zaman ile birlik olmak isterim.hesaplarımda ne özleme, ne vahlama isterim…