nerede kalmıştık

aslında konuya bile gelemedik. aslolan hayatın 24 yaşında bitmiş olması. hayatın hızlanmış tatsızlaşmış, sevişmelerin görev adamı olarak tamamladığın, sorgulamadığın, kabul ettiğin, açlığı öğrendiğini, hayatının direksiyonuna geçtiğin ve ilk engele tosladığın yaş, bundan sonraki yaşlar sadece yuvarlanan kar topu olduğunu artık biliyorum. bedenim yaşıyor olabilir. ruhum öldü.. içimdeki çift başlının tekini öldürürken diğeri de öldü. artık sorgulamıyorum…
tuğlaları nasıl ördüm?
herkes zeki olduğumu düşünüyordu bunu sürekli duyardım. ilgi alanlarım oluştu hiç birini haketmediğim. sikerim yatıyorum

Advertisements

ilk tuğla

ilk tuğlayı ben koymadım belki doğarken konmuştur. bui çimdeki şey neyse küçükken zekiydi adı şimdi okulu bitirmeye çalışan her gün olmayan hedefinden daha da uzaklaşan bir şey oldu. kendime gelmeye başladığım da sonsuz tuğla vardı. her şeyi yapabilrdim. duvarın sağlamlığını bilmeden büyük filler yapmak istedim. aslında bunları klavye başında karnı aç 24 yaşımın son aylarında yazıyor olmak tanımlanamamış duygular hissettiriyor.. kurtuluşum var mı bilmiyorum. ya da bunu kurtuluş olarak nitelendirmek ne kadar doğru? yaşadığım şey bu ve bunu tanımlayamıyorken nasıl kurtulunacak bir yer olarak niteliyorum ?  tabi ki burayı ben yaptım 24 yaşında esir oldum kendi içime.. buraya girmem için çabalayanlar da oldu.. ama hepsi benim kararımdı.. bu da nasıl bir özgüvense nasıl hepsi benim kararımdı karar verme yetisinin ve tahlil etme yetisinin gelişmesini beklemeden nasıl “doğru” karar verebilirim ? peki bu doğruysa her zaman düşüncelerimin doğru olduğunu ve bu doğruluk payı üzerinden karar verdiğimi biliyorsam nasıl karar/tahlil yetimin ilk başta yetersiz daha sonra yetersiz olduğunu biliyorum hatta çok sonralarını ne karar verirsem vereyim kesinlikle yanlış olacağını biliyorum ? yanlış diyorum çünkü yapılan her kararın yanlış yönü görülecek ki gelişmiş olasın.. kesinlikle diyemiyorum gerçek bir doğru varsa gerçek bi yanlış da vardır ve belki bu da o karardır.. ama ihtimali düşüktür eminim.. alınan her kararın sonucunu doğru tahlil etmek de bir oo kadar zordur. yanlış yaptım diyemeyen birinden ne beklersin? yanlışını göremeyenlerden daha mı çok korkarsınız? ya da yanlışını anlayamayan/göremeyen birine nasıl güvenirsin? karşındakinin yanlış yaptığını nasıl anlarsın ki ve neye dayanarak ona yanlış yaptığını söylersin.. bunları hepsi ellerimden dökülürken içimdeki çift başlı konuşuyor.. yaşadıklarımı gösteriyor aksinin olduğunu gösteriyor.. peki neden diğerleirni görmezden geliyorum sadece bunları yazıyorum? ben sizden daha mı iyi tahlil ediyorum? fikirler geliyor aklıma nereden geliyor? deneyimlerden mi ? peki icatlar nasıl ortaya çıkıyor? başka bir yerden geliyor daha sonra gelişen bir mekanizma bunu işliyor ve sonuç yorumlanıyor.. bütün sorun burada.. yorum kişiye bağlıdır ve benim beynim işledikten sonra sonucu belki de sen daha iyi yorumlayabilirsin. bunu sana söylemem gerekiyor mu ? evet gerekiyor ? içimdeki git-gelleri görmen gerekiyor.. bu acıyı sen de hisset. bu çift başlılık ilk yıllarda farklı açıları gösteriyordu. daha sonra zıplayan top gibi her zıplama daha yükseğe çıkan bi top gibi düşün.. daha da hgızlanacak daha da… en sonunda delip geçecek bu fikirler aklımı ve kararsız kalacağım.. ve her şey bitecek… karar verince daha mı iyi olacak ? sanmıyorum kötü yanlarını göreceksin ve olmayanı isteyeceksin.. neden ? olan kötü diye olmayanın bundan daha kötü olduğunu ya da iyi olduğunu nerden biliyorsun ? bunları bilmeden karar vermeyeceksin.

tam olarak çıkmazdayım sesimin dışarı çıkamadığı oturamadığım göğsümün yarım karış ötesinde duran duvar var tozlarını soluyorum ellerim yanlarda kaldırmaya çalıştıkça dirseklerimi vuruyorum duvarlara yarısına kadar bile kaldıramıyorum kollarımı.. terliyorum kaşıntısını duyabiliyor musunuz ? dilime dudağıma değiyor.. uzun süredir yıkanmıyorum saç köklerim kaşınıyor.. göz kapaklarımda kuruyan ter rahat göz kırpamıyorum.. bacaklarımdan ter damlaları aşağıya iniyor eğilemiyorum dokunamıyorum. zamanla yoruluyorum diz kapaklarımı yaslıyorum bug sefer de ayaklarım yamuluyor.. uzun süredir buradayım.. anlatayım nasıl düştüm buraya.. bu kadar duvarı nasıl ördüm bu kadar yakınıma.. nasıl nefes bile alamayacak nasıl ölmeyecek kadar örebildim… sonuç, çıplağım terliyim toz soluyorum yoruldum vaz geçemiyorum bile.. ama hep böyle değil burası evim evet burada yaşıyorum.. zaman zaman dışarı çıkıyorum ama yine buraya geliyorum.